PerÅŸembe, Nisan 15, 2010 23:08
Posted in category Genel

Ne ki?

İlk Jigolo HO

Salı, Ocak 24, 2012 23:50
Posted in category Genel

Bu  memlekette kime sorsan herkes bir çay bir simite bir ekmek bir kap yemeÄŸe razı… Sizi keserle doÄŸrarım Allah’ın manyak sürüsü. Dalga mı geçiyorsunuz lan! UçmuÅŸlar ya. Åžurdan ev ister böyle araba ister böyle iÅŸ ister. Lan papaz olup günde 10 kere çıplak ayak Aya Yorgi’ye tırmansan öyle bir dilek yerine gelmez. İnandığı ÅŸeyin peÅŸinden gitmeyi farklı algılıyor insanlar. Bu dürtü var ya dünya ahiret küs insanı birleÅŸtirir. Seks lan bu borumu.Jigololuk ve orospuluk neden ölmez meslek? İnsanlar var olduÄŸunda beri var bu meslekler dünyanın en eski mesleÄŸidir literatürde.

Bak benim düşündüğüm bir hikaye var; İnsanlar önce birbirlerinden gaspetmeye baÅŸlamışlar etini çalmış yemiÅŸ yanındaki karıyı çalmış zitmiÅŸ maÄŸarada yaktığı ateÅŸine iÅŸemiÅŸ. Çalı çırpısını çalmış söndürdüğü ateÅŸten odun parçası alıp maÄŸara duvarına bunu yazan tosun bu maÄŸaradakilere kosun yazmış…birbirlerine bir ÅŸey alıp vermeyi öğrendikçe sonra et için karşılık vermeye baÅŸlamışlar. Kadın bakmış para yok pul yok müjde ar gibi bir kalıp sabun, tereyağı, bal, 1 paket ÅŸeker diye sipariÅŸ verip memesini götünü elletmeyi düşünmüş. Senin borç gabardı! Yaz o zaman… Denedim sayfalar yapışıyor… ellemeye devam… bakmış diÄŸer erkek böyle bir ÅŸey var. O da çıkartmış malı pazarda koymuÅŸ tezgaha listeye yazmış bir çeki oduna olmadı bir koyuna, hiç deÄŸilse giymelik bir posta, olmadı sevabına…. bakmış çok sevap iÅŸliyor demiÅŸ z*kerler böyle iÅŸi para peÅŸin kırmızı meÅŸin. Bir mal yapmış maÄŸaraya küçük çüklü tüm yamyamlar kıskanmış bunu. Vay orospu çocuÄŸuna bak sen malafatıyla mal yığmış diye tek tük pazara çıkanlar olmuÅŸ onlarıda zabıta basmış… Bu adamın ününü duyan diÄŸer kavimler ziyarete gelmiÅŸler ellerinde koyunu olan 4 tekeri bir araya getirip araba yapan daha geniÅŸ maÄŸara teklif eden.. İlle de beni zik nolur beni zik olmaz beni haydi beni…Adam bakmış hayat safahatla geçiyor iyi güzel derken karılar buna baÄŸlanmaya baÅŸlamış. İstiyorki hep dürtsün. Ama karı çok? e ekmek çok? birine baÄŸlanırsa olmaz hep dürtmek gerek. O zamanlar korunma yöntemleri olmadığı için gelen ÅŸut gol olduÄŸundan hamile kalmadık karı kalmamış köyde. Bu eli zikinde kalmış öyle. bakmış koyuna hallenmekte yetmiyor derken ordan burdan gelen meraklı erkeklerde “hacı hele bi çıkarda öpüp başımıza koyalım suratımıza sürtelim belki bize de bulaşır bir ÅŸey olur” diye meraktan oynaşırlarken bu oÄŸlanın merzuka o oynaÅŸmayada dikelince “hele gel sen yontma taÅŸ koleksiyonumu göstereyim” diye tenhaya çekmeye baÅŸlamış. Böylelikle ilk hem cins iliÅŸkiside doÄŸmuÅŸ. Köyde dedikodusuda yayılınca vallahi herifçioÄŸlu fena düzüyor diye erkeklerle hallenmeye baÅŸlamakta tehlikeli olmaya baÅŸlamış. İşi biten e ÅŸimdi sen dön bir de ben bakayım diye saçmalayınca bakmış dübür pahalı, e 8 ay boyunca mal mülkte ye ye bitmiÅŸ. Sıkıntıdan maÄŸara duvarlarına düdüklediÄŸi öküzleri çizmekte artık sıkıcı olmaya baÅŸlamış hem de ye ye bitmiÅŸ öküzler. Kendi tohumlarını yaÅŸadığı coÄŸrafyaya yayan bu herifin hemen hemen her köyde çocuÄŸu peydahlanınca iÅŸler tekrardan ateÅŸlenmiÅŸ ama bizim oÄŸlan koyuna amcaoÄŸluna sığıra hallenmekten avrat avrat diye tutuÅŸunca kadınlarda bakmışlar pabuç pahalı demiÅŸler ben 9 ay ne çektim haberin varmı yezid! diye bundan et istemeye göt istemeye baÅŸlamışlar. Bizim ki ekmek elden su gölden diye yatmaya alışınca elde bir bok kalmamış e o zamanlar koç sabancı gibi simsarlar olmadığından iÅŸ güçte yokmuÅŸ. Ava giderken avlanınca göt olmuÅŸ kalmış bizimki e demiÅŸ bari hasangilin sabana baÄŸlasınlarda öküzlük yapayım diye baÅŸlamış çalışmaya ama bu sefer sermaye sahibi olanlar basmışlar parayı almışlar karıları gece gündüz demeden paramparappa la pompa eÅŸliÄŸinde top gibi sektirmeye. Bizim ki ya sabır diye sabana asılmış karıların memelerini düşünüp yüklenmiÅŸ sabana. Tarla sahibi bakmış ki bu azman eve geldiÄŸinden beri geceleri karı çok su içmeye kalkıyor demiÅŸ oÄŸlum sen baÅŸka iÅŸ bak ırzını ziktirme bana gavat dedirtme diye kovmuÅŸ sermaye sahipleride bunu kovmuÅŸlar köyden lan seni hangi iÅŸimize alalım anamızı bacımızı karımızı halamızı düzersin gavat sie! diye tekmelemiÅŸler bu elde avuçta ne varsa almış yanına gitmiÅŸ baÅŸka yerlere. Yürümüşte yürümüş günlerce aç susuz kalmış çakala sırtlana deÄŸdirmiÅŸ. Bir gelmiÅŸ ki köye herkes kömür renkli. AkÅŸam vakti herkes kapkara zaten bu da anlamamış maymunmu gorilmi insanmı nedir derken selamınaleyküm aÄŸalar! diye köy meydanında dikelmiÅŸ demiÅŸler aleykümselam hacı baba necisin sen diye bakmışlar buna saç sakallı kıllı diye.Kızılkayalardan hamdi ben demiÅŸ iÅŸim gücüm aha budur! demiÅŸ postun eteÄŸini kaldırıp. Tüm köy ahalisi yerlere yatmış gülmekten. DemiÅŸ siz niye böylesiniz kapkara demiÅŸ erkekleriniz niye 3 bacaklı? Köyün muhtarı demiÅŸ ki evlat biz 2 bacaklıyız o gördüğün baÅŸka bir ÅŸey. Bizimki demiÅŸ o zaman siz ya maymunsunuz ya da kuyruÄŸunuz o. Ha yok benimkiyle aynı ÅŸeyse o ben keser boynuma ip diye baÄŸlar ÅŸu kaktüse asarım kendimi demiÅŸ. Muhtar baba demiÅŸ ki evlat senin iÅŸ burda sökmez var git yoluna vallahi kobrayı salarım burdan köyün sonuna kadar kovalar demiÅŸ bu da dübürü kurtarma aÅŸkı ile topuklamış gitmiÅŸ. Porno yıldızı olma hayalleri suya düşen bu vatandaÅŸ dünyanın ilk jigolosu olma ünvanını kazanmış. Kendi köyünde dürttüğü okey arkadaÅŸlarıda muhtemelen ÅŸu an gay’lerin bolca bulunduÄŸu Avrupa semalarıdır. Türk olması muhtemel bu uyanığın koÅŸarak kaçtığı yer muhtemelen Afrika dolayları diye tahmin edilmektedir…
——-FİN———–


asıl hayatın sinemada cep telefonu ile çekilip internete düşen kaydıyız

Cumartesi, Ocak 21, 2012 4:02
Posted in category Genel

asıl hayatın sinemada cep telefonu ile çekilip internete düşen kaydıyız

KliÅŸe

Cumartesi, Ocak 21, 2012 2:45
Posted in category Genel

KliÅŸeye sıkıştığında aÅŸk; söylenecek sözler bir dosya kağıdını doldurmuyor. Hal böyleyken kime söylediÄŸimizin ne önemi var ki? Geri kalan tüm sözler aynı zaten… KliÅŸeye sıkıştığında kelimeler; bunları söylediÄŸin insanlar bir elin parmakları etmiyor. Hal böyleyken neyi söylediÄŸimizin ne önemi var ki? Geri kalan tüm insanlar aynı zaten…

e-mekli

Salı, Ocak 17, 2012 21:24
Posted in category Genel

Bir e-ticaret projem var… Aklımda gezinen onlarca projeden sadece birisi… Benim için hayattaki onur ve inanç meselesi olan bir proje… Sıfırdan bir ÅŸey yaratma inancı, olacak olana inandırma gücü yaratmak istiyorum… Her türlü bedelinin yükü omuzlarımda bir ÅŸey bu… Maddi manevi tüm hayatımı alt üst eden bir proje.

Ama şimdi sıkı sıkı giyinip dışarı çıkıyorum ve sahilde ki taşıma gidip oturuyorum. Ruhum sakinleşene kadar oturuyorum.

Balık tutmak istiyorum
Sabahları koşmak istiyorum
Tekrar basket topuma dokunmak istiyorum

heyooo hayat nasılda s*k gibi değilmi?

Salı, Ocak 17, 2012 21:07
Posted in category Genel

Delirmemek için beynin iki savunması var bence 1- Küfür etmek 2- ağlamak

Sinirlenince 1. üzülünce 2.yi kullanıyor hemen akıl sağlığını belli bir seviyeye bastırıyor. Spor yapınca terlemek gibi. Çok küfretmek incelenmesi gereken bir durum.

Hele sinirli olunduÄŸunda küfürün artması tamamen tezimi doÄŸruluyor. Sinir katsayısına baÄŸlı olarak çevresel ÅŸiddette baÅŸ gösterebilir. Bunların hepsi beynin içerden götümüzü öpmesi gibi bir ÅŸey. Tamam ÅŸampiyon sakin! Sakin… Hadi söv say rahatla ve sakinleÅŸ… Bırak giden gitsin, biten bitsin, yiten yitsin… kalan saÄŸlar bizimdir her daim.

Tabi ki küfüründe çeşitleri var:

1-Yaranıza tuz basan küfür

2-Yapınıza ters gelen küfür

3-Hakeden küfür

1-Hiç sevmediÄŸiniz bir ÅŸeydir ve birisi yapar onu bilerek ısrarla…Gitme dersin gider, yapma dersin yapar, etme dersin eder, dur dersin gider, git dersin kalır…Ey ananın a**! dersin sende…

2-Densizin birisi kalkar bilip bilmeden veya (büyük oranda) bilerek ya da hiç bilmeden size ve sizin önem verdiÄŸiniz deÄŸerlerinize bir ton laf söyler. Sizde ilk baÅŸta beyninize sıçrayan kanı insaniyet namına bir kez olmak üzere diÅŸlerinizi sıkarak açıklamaya çalışırsınız. Hayır öyle deÄŸil, ben tamamen böyle düşündüm ama yanlış anlamış olabilirsin sen böyle diyorsun ama durum öyle deÄŸil… Hala daha karşınızdaki ama vır vır vır sende bana vır vır vır ondan sonra bende vır vır vır…
Bak senin lafın benim s**imde bile deÄŸil anlamına gelen baÄŸlaçlar var ama, hala gibi… Seni seviyorum ama sende beni anla lütfen bla bla…Seviyorum dedikten sonra ama olmaz…O ama koyarlar…bilesin… Hala beni dinlemiyorsun isyan kelimesidir. İyi ayırt edin hala diyen birisi ya dürüsttür ya o.çocuÄŸudur…

Ortası yok ama iyi ayırt edin… Yani “ama sen hala beni dinlemiyorsun” diyen birisi o.ç. olmayabilir. gerçekten haklı olabilir de bunların hepsi karaktere göre deÄŸiÅŸebilir. Gerçek bir isyan ile yalan birbirinden ancak mimik ve jestlerle ayırtedilebilir….

3-Hakeden küfürdür.. Adı üstünde yenilen bok delillerle ispatlıdır kasten sizi sövmeye tahrik etmiÅŸtir. Bunun en masumu Bienvenu’nun boÅŸ kaleye kaçırdığı golden kasıt olarak edilen ya da Sabri SarıoÄŸlu’na her maç edilen küfürler örnek verilebilir. Bunun en ağırı, kadın dövmeye, insan öldürmeye, hırsızlığa ve aldatmaya kadar gider….

Hepimiz küfür ederiz. Prens Charles’ta fuck! diyor. Herkes ama bildiÄŸiniz herkes küfür ediyor. Bizlere küfürde ayıp gelen küfürde kullanılan organlar ve anne olgusu… Onunda sebebi muhtemelen beynin olayı direkt kalbini sökerek bitirmek istemesi.

Sakal uzattım, içimden bir ses uzatmayı istiyor baya bir uzadı hayatımda ilk kez böyle uzattım. Geçen yavÅŸağın biri hacı naber dedi… İçimden geçeni paylaÅŸayım mı? Anandır hacı a***a kodumun oÄŸlu dedim…. Aklına hacımı geldi? Tamam tipsizim a**na koyim kabul ediyorum zaten onun farkındayım. Peki; bende sana izlediÄŸin dizideki adama özenip çıkmayan ta***ğımın kılları parça parça dik dik uzamış sakalına aynen o t***ağım nasılsın desem hoÅŸuna gidermi?

Gitmez deÄŸil mi? Benim de gitmez 30 yaşını geçmiÅŸ adamım lan ben o.ç…

AÄŸlamayı üzülmekle sınırlandıramayız. Sevinçten aÄŸlanırda, gururdan aÄŸlarsın,bazen hiçliÄŸine aÄŸlarsın,gidenin ardından aÄŸlarsın,ölümün ardından aÄŸlarsın, aÄŸladıkça rahatlarsın. Beyin sani sakinleÅŸtirir. Tamam  geçti sakin ol her ÅŸey düzelecek diye… İşte bundandır ki her insan aÄŸladıktan sonra mutlaka “heyoo yaÅŸasın hayat, ne kadar mutluyum, merhaba kuÅŸ kardeÅŸ, günaydın güneÅŸ kardeÅŸ” gibi susam sokağı triplerine girer…

İşin aslı ise ertesi gece yatağa yatmadan biraz önce sanal alemin ne kadar sıkıcı olması ve etrafındaki insanların ne kadar boş ve menfaatçi olduğunu farketmesi ile devam eder ve belki eski sevgilisine olan özlem ve nefret ile son bulur..İstisnasız böyledir erkek kadın farketmez.

Geriye ne kaldı lan hayatta… Ne kadar anlamsız kavgaların içindeyiz lan biz…Bu nası sikik bir yer ya? Biz napıyoruz lan? ne amaçlıyoruz? Neye inanıyoruz? Kimlerleyiz? Kimsisiz? Orada noluyor ÅŸu an? karşımdaki insan ne düşünüyor?baÅŸkası ne düşünüyor? ulan bir simit bir ayranla bile geçiyor iÅŸte hayat… karper kızarmış ekmek çaylada kahvaltı oluyor…neye çabalıyoruz lan biz? Neden bu kadar mutsusuz? neden bu kadar karamsar? Allah’ım ben sebep olmadan sen al beni yanına…paÅŸa paÅŸa..

Bir master öğrencisi olarak balta olmak

Salı, Ocak 17, 2012 15:27
Posted in category Genel

Yeni nesil, rezil, cahil, cühela, bilgisiz, ilgisiz, dünya sikinde deÄŸil, nohut kadar beyinleriyle göt kadar dünyalarında kendi dalgasına bakıyor hepsi… AÅŸk romanı okumaktan boÅŸ beyinlilerin hepsi kendini masalda zannediyor. 2 kelime edemiyor 3 cümleyi bir araya getiremiyor, yazsada ayÅŸecik piknikte yazısından öteye gitmiyor…Türkçe yok oluyor, kültür yok oluyor… Gelecek karanlık gelecek bok çukuru…

Rauf DenktaÅŸ’ı tanımayan yavÅŸaÄŸa atfen!

Hasta €

Salı, Ocak 17, 2012 8:18
Posted in category Genel

Hükümet yetkilileri, Avrupa’nın vakti zamanında “Hasta Osmanlı” söyleminin gözüne direkt parmak atarak aklı sıra geçmiÅŸ intikamı almak için ağız birliÄŸi içinde “Hasta Avrupa” diyorlar…

Eeee pardon ama 1 € = 2,35 TL

Hasta euro, saÄŸlıklı ve güçlü TL’den hala 2 kattan daha yüksek. Bir ara gazetelerin ekonomi sayfalarına da bakın. Yırtık yamalı donla söylenen delikanlı vecizelerini bizler yemeyiz…

Zimbabwe ve Norman Mapeza

Cuma, Ocak 6, 2012 0:24
Posted in category DiÄŸer

Åžimdi efendim; Zimbabwe diye bir yer var bilirmisiniz? Afrika kıtasının güneyinde Zambia’nına altı Güney Afrika Cumhuriyeti’nin üstü (en son dünya kupasının oynandığı ülke) Botswana ile mozambik’in yan komÅŸusu… Bu ülke; vakti zamanı ile 80′li yılların iki büyük kafadarı Tatcher ve Reagan’ın Kolombiya üzerinde oynadıkları “Engels’in MuhteÅŸem Ekonomik Atılımları” planlarını yakın zamanda Zimbabwe üzerinde de denediler. Zimbabwe ise Kolombiya’dan beter oldu. Kolombiya 80′li yıllarda (aynı bizim ki gibi) çok büyük devrimler yaÅŸadı. Politikacılar, liderler kurÅŸunlandı kısacası 1800′lü yıllardan beri İngiltere Zimbabwe’yi kucağından bir indiremedi. Ülkenin tüm maden kaynaklarının imtiyaz hakkı İngiliz ÅŸirketlerine ait. Ki bu ülke coÄŸrafi ÅŸartları itibari ile maden yatağıdır. Düşünsenize  krom, altın, nikel, asbest, amyant, bakır, demir, kömür gibi nice madenler çıkar. Zamanında kabile ÅŸeflerinden alınan imtiyazlarla bu zavallı Zimbabwe’ye tüm bu madenlerin ufak bir kısmı kalır. Konumuzla ilgili olan Zimbabwe milli gelirinin %7′si eder. Klasik bir fakirliÄŸe mahkum Afrika ülkesi portresine mahkum edilen 11 milyonluk Zimbabwe’de halkın büyük çoÄŸunluÄŸu ya işçidir ya çiftçi.

Dünyanın en inanılmaz hiperenflasyon rakamlarının görüldüğü ülkedir. Örnek vermek gerekirse; 100.000.000 Zimbabwe Doları ülkenin en küçük para birimidir. Ülkedeki yıllık enflasyon oranı %158.000.000 civarındadır. 2009 yılı itibari ile %13.2 milyar enflasyon görülmüştür.Basit bir hesap ile günlük enflasyon %270′tir. Basit bir açıklama ile her gün aldığınız ekmekÄŸin fiyatı itina ile 2,5 kattan fazla artıyor. Bu rakamlar ÅŸu an dünyanın en büyük enflasyon rakamlarıdır. 2 Amerikan Dolar’ı yaklaşık 500.000.000.000 Zimbabwe Doları’na denk gelmektedir. DoÄŸal olarak Five Hundred Trillion Dollars yazan bankotlar görmek mümkündür. Yaklaşık 1 Amerikan Doları ise 100 trilyon Zimbabwe Doları etmektedir. Gerçi paradan 6 sıfır atılmadan önce bizim paramızda bu kadar olmasada benzer durumlardaydı. Åžimdinin yeÅŸil 20′liÄŸi 20 milyon TL idi… 1 Amerikan Doları 20 Milyon Türk Lirası idi… (Sıfırları atınca ne oldu? Para deÄŸerlendi öyle mi?) Maliyeti bastığı parayı kurtarmayan Zimbabwe ise buna çok güzel bir yöntem bulmuÅŸ. Parayı komple tedavülden kaldırmış. Hem de bilinmeyen bir süreliÄŸine. 1 zimbabwe dolarının yaklaşık 0.0000391450 TL ettiÄŸi memlekette muhtemelen halk elindeki parayı ya ateÅŸ yakmak için ya da tuvalet kağıdı diye kullanıyordur. Temel gereksinimleri içeren market alışveriÅŸlerinde dahi insanlar çanta dolusu para götürmek zorunda kalıyorlardı. E hal böyle olunca bankalar kredi deÄŸil halka bedava para veriyorlardı. Evet, herhangi bir bankadan istediÄŸiniz miktarda parayı hiç bir karşı ödeme olmaksızın alabiliyordunuz. Åžu an ise koalisyon hükümetinin Amerikan Doları’na geçtiÄŸinden beri enflasyonun düştüğü ve halkın temel gereksinimlere ulaÅŸabildiÄŸi söyleniyor. Ama tabii ki yakın tarih bunu unutmayacaktır…

Satılmış ruhlar size sesleniyorum

Çarşamba, Ocak 4, 2012 4:55
Posted in category Genel

Efenim; bundan 10 sene önce ÅŸimdinin vakti zamanıyla 20′li yaÅŸların başında BoÄŸaziçi kenarında mütevazi bir yalıdaydım. Bir hafta sonuydu sanırım. Klübümüzün sahibi  multi zengin birinin evine bir kaç kiÅŸi ile birlikte ben de davetliyim. BoÄŸaz manzaralı bir ev, yüksek ve geniÅŸ pencereler, ÅŸampanya rengi duvarlar, ÅŸarap rengi perdeler, tabloların üzerinde spotlar, uzun boylu, straplez elbiseler içinde güzel kadınlar…

Hanımefendi; klüp mevzusu için tebrik etti ve aynı zamanda nerede okuyacağımı sordu, bende ***** üniversitesi dedim. Åžuh bir ”uuuu” çekti millet. Kadehler kalktı havaya benim içinmiÅŸ gibi olsada üniversitenin büyüklüğüne ve ÅŸaÅŸasınaydı… “İşletme bölümü” dedim. “İşletme’mi? Yahu bu memlekette nerede iÅŸletme yapacaksın?” dedi…

Kulaklarıma kadar kızardım. Ne yaptım hatırlamıyorum ama aslında oracıkta; benimle yaşıt büyük kızını saçlarından yakalayıp, omzu açık elbiselerini iki elimle ortadan ikiye yırtıp döndürüp gözünün önünde…………

Sonra ben o üniversitede iÅŸletme okudum… Hayatımın ilk cinsel tacizine o yaÅŸta uÄŸradım…Ruhumu sattığımı ise çok sonra farkettim…MeÄŸer ruhunu satmışların dünyasında kazanmak kolaymış. Ama her ÅŸeyin bir bedeli ve her ÅŸeyin bir ödülü vardı. Gerçi her ÅŸeyini kaybetsen dahi kaybettikten sonra ruhunu geri alamamak acıların en büyüğü. Ama hiç geri dönmedim ruhumu geri almaya, o kadar sene öncesine. Çünkü biliyorum kaybederim. Her ÅŸeyimi kaybederim. Herkesi kaybederim. Ki hali hazırda ne zaman geri dönmeye yeltensem kaybolmaya gidenlerin sayısı hızla artmakta.

Ruhunu satmış olmanın ilk ve en temel bedeli hiç bir şeyin sana zevk vermiyor olmasıydı. Yani gerçek hazzı hissetmek imkansız artık. Her şeyin sana bir ödülü var giden kadının, giden paranın, giden şanın, şöhretin, imkanların. En kötü günden bile kendine paye çıkarmak, daha kötüsünü bilmek, yaşamak, en iyi gününde ta dibine vurmak, hayattan garanti anlamında aldığın nefesi saymak vs. gibi şeyler işte.

Ruhunu kaybetmiÅŸ insana baÅŸarısız demek intihar sebebi sayılabilir ama ruhunu satmış insana atılacak en büyük kamçı darbesidir. İyi at binenler bilir ne kadar sıkı ve sürekli kamçı o kadar hızlı dörtnala demektir. BaÅŸarısız, beceriksiz, kalıpsız hep bir kamçıdır. Göz karartan bir bileydir. Artık hayat çok daha zorlu, acımasız, kanlıdır. Bir ÅŸey olmak yetmez. Her ÅŸey olmanın peÅŸindedir. En zorlandığın en acımasız en dayanılmaz anları hayatın acı ama gerekli bir rastlantısı varsaymaktır. Zamanla vicdan nasıl olsa kılıfına uydurur her ÅŸeyi. Hayat her zaman net. “Satılan mal, geri alınmaz” bitti. Ki ÅŸunu biliyorsun “Geri alınsada ilk hali gibi olmaz artık”. Satmak için zaten piyasa hazır çarklar hep dönüyor.

Bilirsin, kaybedilen ÅŸey bir daha sana geri gelmez. Senden kaçan, yangından kaçar gibi gider. Bu mal olur, mülk olur, dost olur, erkek olur,kadın olur, kadının olur, sevdiÄŸin olur her ne olursa olsun… Bir ÅŸeyler dilinin ucuna gelir, diyemezsin. Bir bedeli de budur iÅŸte… Ama herkesin bir zaafı vardır. Her canlının, her mahlukatın bir zaafı vardır.

Ruhunu çok önceden satmış insanlar birbirlerini çok iyi bilirler bu ibnenin ibneyi bir bakışta tanıması gibidir. Zınk! diye anlarsın hemen. Asla konuşmazlar,dikenli sarmaşıklarla, sık çalılar, bataklıklar, çığlıklarla dolu yabani yağmur ormanları gibidir içleri. Giremezsin içine anlayamazsın.

Latince bir tabir vardır ”odi et amo” tam karşılığıdır bu durumun… Odi et amo yani hem nefret ediyorum hem seviyorum. Evet, nefret ediliyorsun ama herkes seni seviyor.

İçinde olduÄŸumuz ikinci bin yıl silsilesi öyle orospu çocuÄŸu bir döneme ÅŸahitlik ediyor ki, eskiden “hesapta” kendi emeÄŸimle zengin oldum! diyen insanların belki servetine imrenilir ama geri kalan her ÅŸeyi alabildiÄŸince aÅŸağılanırdı. Edilmedik küfür kalmazdı. Åžahsiyeti de dahil buna.

Şimdi ise böyle insanların hem servetine hem şahsiyetine gıpta ediliyor! Geride kaldı artık o devirler. Gençlerin rol modeli toplumun örnek kişileri. Bunların kadın olanları lüks şeylerle uğraşıp kendilerine cafe açmak ister, erkek olanları golf oynayıp yat almak ister. Aksini yapanı daha görmedim.

Kesinlikle ”ÅŸiÅŸmanım, götten bacaklıyım, cüceyim ama sadece yığınla param ve kendimi rezil edecek kadar bilgim var” diye erinmezler. Atlar, yatlar, ÅŸaraplar, purolar, iÅŸ yemekleri, resim koleksiyonları, siyasi sohbetler, deniz, kum, kar, pozitif, çaÄŸdaÅŸ, avant-garde… Her ÅŸeyi bunlar icat etmiÅŸ sanki… VerdiÄŸi sözde duran yalancıya ”itibarlı” deniyor artık unutma…

Gerçi, hangimiz dürüst olmayı göze alacak kadar maddi manevi zenginiz?

Hayatta bizim birbirimizi hiç acımadan, kanırtarak sinkaf etmemize en büyük 4 engel mevcut;

1- Allah

2-Kanunlar

3-DiÄŸer insanlar (Sartré’ın bir sözü vardır “Cehennem baÅŸkalarıdır” der)

4-Vicdan

1- Aslında bugün; yani demin bahsettiÄŸin ikinci bin yıl silsilesi zamanlarında, Allah’ı aÅŸmak hemen hemen herkesin becerebildiÄŸi bir ÅŸey. Benim etrafımda, tanıdığım bildiÄŸim insanlar arasında Allah inancı çok yüce vasıfta insanlarda mevcut. Hatta geçen gün bir konuÅŸmamız olmuÅŸtu “yaÅŸamak günah iÅŸlemektir” diye. Elimizi attığımız her ÅŸeyde farkında olmasakta “haram” var. Dedim ya, bu dönem böyle diye. Åžimdi; seni bir çift gözün takip ettiÄŸine ve her yaptığımızı hatta düşündüğümüzü görüp duyup yargıladığına ve öldükten sonra cezalandıracağına inanıyorsan, hemen bir tekkeye manastıra koÅŸ kapan gebereceÄŸin güne kadar dua et. Dua et, aÅŸkla coÅŸ! Bu dünyada her ÅŸey haram, her ÅŸey günah. Sosyal mecra’da Peygamber efendimiz’den hadisler, Mevlana’dan Yunus’tan kutlu sözler paylaÅŸmaya benzemez. Bunun arası yok, iki ucu var. Ya Yunus Emre, Hacı BektaÅŸ-ı Veli, Mevlana ya da Aziz Basil, Aziz Palamas gibi aÅŸkla, ÅŸiirle, ilahi ile delir… Ha yok eÄŸer böyle delirmeyecek biriysen dürüst olalım mı? Böyle yarım bir Allah inancı da yok. Dolayısıyla her türlü kalpazanlığına kılıfta yok. Allah, herkese tövbe yolu açık demiÅŸ, sen tövbe et ben affederim demiÅŸ, Ne mutlu, ne yüce bir özellik bu…Ama gelgelim hesap günü durum ne olur bilemeyiz?

2- Kanunlar… Evet iÅŸte tüm insanlığın önündeki Allah engelinden daha ciddi bir engel maalesef. İnsan öldürmenin, hırsızlığın günahını öbür taraftaki hesap gününe bırakmayan yavuz hırsız! Sahi, kanunları kim koymuÅŸ? Bak bunu çok düşündüm ben gerçekten, kanunları kim koymuÅŸ? Ne düşünüyorsun salak! Para ve güç sahipleri ulan! Kim koyacak sakın çıkıpta “kim koyacak devlet koymuÅŸ!” gibi salak bir düşünceye kapılma. Devlet ne? bir önceki cümleye bak anladın deÄŸil mi? Peki neden var kanunlar bunu düşündün mü? Basit ulan! Mülkiyet Hakkı. Akl-ı evvel uyanıklar çıkıpta Allah’ın bir karış toprağına ”benim!” diyemesin diye. Birileri bu hakkı hepimizden önce ele geçirmiÅŸ hem de ta 15.000 yıl önce…Hala daha var hem de… Güç sahibinden, güç sahibine mukavele ile geçiyor. Kanunlar, kanunlara uyarak çalan hırsızlar tarafından, gelecekteki hırsızların haklarını korumak için yazılmışlardır.

3- “Böyle para alınteri ile kazanılır mı?”, “Ayıp”, “Hırsız”, “Karaktersiz”, “Adam deÄŸil ya”

BaÅŸkaları böyle der hep. Ruhu satılmışlar için sansür, oto kontrol yoktur. BaÅŸkalarının ne dediÄŸini boÅŸver, bırak onlar düşünsün senin ne dediklerini…

4- DaÄŸları delersin, denizleri aÅŸarsın, psikiyatrislere düşersin, Hint felsefelerine sararsın, Allah’a daha yaklaşırsın, Uzak yerlere seyahat edersin, Spor yapmaya çalışırsın, Åžehir dışına gidersin kesmez, kesmez, kesmez kesmez. DiÄŸer insanların aslında görmediÄŸi seni gören; içindeki kalbindeki o bir çift göz, iç sesinle yüzleÅŸen o ÅŸey. ”Benim vicdanım rahat!” Peki, bunu diyebiliyorsan hiç bir söz, hiç bir öneri hatta artık senden geriye hiç bir ÅŸey kalmamış demektir…


Babaannem… seni çok özledim… çok… canım benim, kıymetlim… Åžimdi hatrımı soranyok… Ama ben iyiyim merak etme…

Pazar, Ocak 1, 2012 23:18
Posted in category Genel

Sen illet hastalığından lokma yiyemezken, ben ekmeÄŸe el uzatamadım, Sen şırınga ile su içebilirken ben bardaÄŸa el uzatamadım….Åžimdi; söylesene sen kefenin içinde 4 duvarın toprak, ben sıcacık evde… Söyle nasıl iyi olayım? Bakma sen güldüğüme, o da benim yalanım… Ben hala her gece yaÅŸ döküyorum sinmiyor içime diye… Ne olur bana huzurluyum de bende huzura ereyim… Böyle ne cennetteyim, ne cehennemde…

hayat soluyor güzel kızım

Perşembe, Aralık 29, 2011 23:53
Posted in category Genel

Bak; oksijen bitiyor sevginin uçsuz bucaksız çayırlarında;
Ben hala elinde bir bardak demli çay;
Dalgacıkların huzurla vurduğu sessiz sahilde
Uzun uzadıya geniÅŸ zamanlarında hayatın…

Bende ağlarım sırtım size dönükken;
Çünkü OrtaçaÄŸ’da kaldı şövalye zırhlarım;
Hani prenseslerin şövalyenin asil terini sakladığı,
Mendil ile mesaj yolladığı,
Bok kokularını saklamak için parfümün,
Bitli saçlarını saklamak için peruğun icat edildiği o dönemlerde;
Ağlamak ayıp değil;
AÄŸlamak utanılacak bir ÅŸey deÄŸildi…
Bir millet sefaletten ağlıyordu
Dağlarında taşlarında hıçkırarak
AÄŸlamak hangi memlekette olursa olsun;
Hayatın ta kendisiydi…

Bak güzel kızım; hayat soluyor sen istemesende,
Azrail asil görevinde…
Ne gözyaşının sıcaklığı ısıtıyor soğuk bedeni
Ne gözyaşının ıslaklığı gusül oluyor…
Canını bahşetti sana yaradan ama kendini öldür diye değil,
Sevme hissinide bahşetti sana yaradan cam gibi kır geç diye değil.
Bak manolyam, bak lavantam hayat kayıp gidiyor ellerinden.
Gel artık ağlama

Uyan artık güzel kızım;
Uyan da küsme hayata…
Gel sen artık aÄŸlama…
Düşmez kalkmaz bir Allah ise,
Şah damarımızdan yakın bize.
Düştüysek kalkarız evellah yine…


EÄŸer

Perşembe, Aralık 29, 2011 0:03
Posted in category Genel

Kadınlara ayırdığım zamanı bir müzik aletine ayırsaydım; Taksim meydanında heykelim vardı, fazıl say yavÅŸağı ülkeyi terketmiÅŸ, ibrahim tatlıses kendi kafasına sıkmış, murat boz yüzüne kezzap dökmüş, erol köse twitterda bana laf sokardı muhtemelen cumhurbaÅŸkanı barış elçisi yapar, ABD grammy’e onur konuÄŸu olarak özel ödül için davet yollar, Türkiye’de ki Kral TV müzik ödülü gibi sikko ödülleride adresime postalanırdı…

Geçmiş zaman olur ki

Cuma, Aralık 23, 2011 16:06
Posted in category Genel

8 ekimde yazdığım Alfa Beta yazımda bahsettiÄŸim babaannem bu tarihten 71 gün sonra vefat etti…Artık aramızda yok ne yazık ki… Hayat ne kadar zalim, ne kadar hazin, ne kadar acımasızsın lan… Bu yazıyı yazdığım tarihteki insanlardan sadece annem babam kaldı elimde. Bu yazıyı yazdığım gün Ankara’daydım. Çalışmaktan gebermiÅŸ yorgun halde yatağıma uzanmış göz kapaklarım ağırlaşırken sadece aklımdan geçen kelimeleri yazmıştım hiç kontrol etmeden kaydettim… İşler bitecek diye 17 gün ne mesai yapmıştık be… Ha; ne diyordum… Evet, hep beraber bir boÅŸluk yaşıyoruz bu yüzden yukardaki evde oturmama kararı aldık. Çünkü ben ne zaman o odanın önünden geçsem o bomboÅŸ yataÄŸa bakıp gözlerimi dolduruyorum… Arayan soran ulaÅŸan herkese teÅŸekkür etmek istiyorum.. Bir çoÄŸunuza cevap yazmaya çalıştım, bir çoÄŸunuza da yazamadım. Tek tek yazacağım tekrar… Yine de Allah razı olsun sizlerden. Åžu an sadece içimde birikenleri yazabiliyorum. Ve hala gözümün önünden gitmiyor hiç bir ÅŸey…

Ne iÅŸimle uÄŸraÅŸabiliyorum ne baÅŸka bir ÅŸeyle…

Bunun için sevmeyeceksin kadını

Perşembe, Aralık 22, 2011 23:25
Posted in category Genel

GÖRSEL ALINTIDIR İÇERİK BAŞLIĞI TARAFIMDAN DEĞİŞTİRİLMİŞTİR

Bazen anlamlandıramayız…

Perşembe, Aralık 22, 2011 0:54
Posted in category Genel

Bundan 2 hafta öncesi;

Yan komÅŸumuz olan genç çift yeni doÄŸum yapmış ve minik bebek henüz eve geliyor. Apartmanda bir curcuna, kapıda mavi balonlar çiçekten minik taklar hoÅŸgeldin yazıları kapıda asılı ve bir kalabalık bir kalabalık… Babamda merak edip bakıyor kapıdan ne oluyor? deyü… Sonra kapıyı kapatıp içeri giriyor, salona oturuyor derken 2 dakika geçmeden babaannem birden ERDAL! diye sesleniyor babama. Babamda birden irkilip koÅŸuyor içeri, Noldu anne? diye…

İşte hikayenin tüyler ürperten ilk kısmı;

Bir bebek aÄŸlıyor sanki? demiÅŸ babama…. Åžimdi efendim; babannemin kulağının yanında kendi kafanıza kurÅŸun sıksanız görmezse hayatta duymaz… %1 bile duymazdı rahmetli. (rahmetli yazmak bile…)(alışamayacak gibiyim ben)

Kulakları hiç duymayan bir kadın apartmana giren bebeÄŸi o gün nasıl duyar? diye düşünmüş babam ama sırtındaki tüm tüyler ürpermiÅŸ… Bana hiç anlatmadı bunu anneme anlatmış…

Bu olaydan kısa bir süre sonra babaannem tekrar babamı yanına çağırmış bir akşam;

-Baban gelmiyor 3 gündür çıkta bir bak ÅŸu adama? diye sitem etmiÅŸ (Dedem 17 Aralık 1993′te vefat etti)

Babam o günde bayağı bir irkilmiÅŸ… Bunları bana dedemin ölüm yıldönümünde yani 5 gün önce anlattılar. Benimde aklıma anneannemin anlattığı bir mevzu geldi onada anneannesi anlatmış… Anneannemin anneannesi hey gidi…

Mevzu ÅŸu; derler ki cennete gidecek olan insanların vefat etmeden kısa süre önce ahiret gözleri yarım açılırmış… Bu dünyanın perdesi yarım kapanırken öteki dünyanın perdesi yarım aralanırmış. Bu yüzden daha önce vefat etmiÅŸ insanları görebilir duyabilirler demiÅŸti… Bunu hatırladım ve hatırlattım bende…Yani;

Belki o duyduÄŸu sesler yan komÅŸunun deÄŸil daha 16 aylıkken zatürreden kaybettikleri halam olabilirdi? Ki peÅŸinden dedemi sorması gibi uhrevi mevzulara girmiÅŸken… Ertesi gün babaannemi kaybetmenin ÅŸokuna dahil olduk… Çok garip bir tesadüf silsilesi idi;

Babaannemin vefatından önce annem vefat eden anneannemi rüyasında görüyor; babam ise dedemi (annemin babası) kendisine çok kızgın ve öfkeli bir ÅŸekilde bardak fırlatırken görüyor… Hepsini sabah sarsılmış halde gördüm çünkü unutmam o günü… Ve gördükleri rüyaların tüm anlamları aynı manaya çıkıyordu. Aileden biri vefat edecek… Daha bunları kafamızda harman kaplan edemeyip sudan çıkmış balık gibi kafamız karışıkken mevzu şöyle baÄŸlandı…

17 sene önce 17 aralıkta vefat eden kocasından 17 sene sonra dedemin defnedildiÄŸi gün 18 aralıkta vefat eden babannem kocasının yanına defnedildi… Özet mi? 17 sene arayla aynı tarihte defnedilen karı koca…

Vakti zamanında ölümden bile korkmayan babam; 2 gündür babaannemin odasına anlam veremediÄŸimiz bir korku hissi yaÅŸadığı için giremiyor… KorkusuzluÄŸu ondan öğrenen ben; 12 saat yatağında kalıp taÅŸ gibi sertleÅŸen babaannemin bedenine sarılacak kadar klinik vaka olabilmiÅŸken ona bunu söylemem bile ürküttü.

Allah; kimseyi ondan çok sevmeyelim diye sevdiklerimizi her ne ÅŸekilde olursa olsun tek tek elimizden alıyor olabilir mi acaba?EÄŸer hal böyleyse; kala kala en son çekirdek aile formuna düşen İpin ailesi olarak ve ÅŸahs-ı münhasır ben ne yapmamız gerek acaba? Sevdiklerimizi kaybediyoruz diye sevmekten nefret etmek mi gerek? Yok eÄŸer levazımatçı olsam insanlar ölmüyor diye mi nefret edeceÄŸim? Bu hayata karşı tek kalacağını düşünmek, katlanılması çok güç bir olgu…

Bazen anlamlandıramıyorum. Olayları ve sonuçları alt alta yazdığım bir icmal defterim var hatta o sayfasını koparıp bir gece boyunca oturup düşündüğüm olur… (Böyle manyak huylarım var evet)(mesela doodlelarımı biriktirmek gibi)

4 gündür babaannemin odasının kapısını ben açıyorum eve gidince… Bizimkiler ısrarla kapalı tutuyorlar. Babaannem hiç kapatmazdı kapısını ÅŸimdi de kapanmayacak o zaman…KiÅŸiye göre deÄŸiÅŸmez durumlar. O kadar… Hem hayatta her zaman yapıcı olmaya çalışmak gerek…

Hayat, birbirine sırtını dönmeye değmeyecek halledilebilir basit konularla vakit harcanacak kadar lüks değil.

Ben daha sana ”EÄŸer bu hayatta hiç kimseyi mutlu edecek bir amacım yoksa neden yaşıyorum ki?” diyen adamın, “ölmekte bir amaçtır” diyen adamın, doÄŸum gününde ölmek isteyen adamın hikayesini anlatmadım…

Web Counters
Free Web Counter